HARMAN KALDIRMA

 Sonbahar mevsiminde yağmurlar yağmaya başladığı zamanlarda insanlar çift sürme işine başlarlar. Özellikle bu dönem, yazın bittiği ve güz yağmurlarının başladığı Eylül – Ekim ayları arasıdır. Daha sonraki aylarda kar yağdığı için çitf sürme fırsatı bulunmamaktadır.İnsanlar bir yıl ektikleri tarlayı diğer yıl boş ( nadasa ) bırakırlar. Boş bırakılacak tarla herk edildikten sonra dinlenmeye bırakılır. Bir yıl içerisinde çiftçiler bir tarladan sadece bir kere ürün alırlar.

 

         Ekilecek tarlaların sulanma imkânı varsa, ekilmeden önce sulanır. Modern tarım araçlarının bulunmadığı dönemlerde tarlalar öküzlerle sürülmektedir. Bu iş çok emek ve zaman isteyen bir yöntemdir. Günümüzde ise traktörle çok kısa bir sürede ve daha kaliteli sürülmektedir. Ancak hala traktörün giremediği engebeli arazi de insanlar sabanla çift sürmektedir. Sürülen bu tarlalar dokuz ay gibi çok uzun bir bekleme süresinden sonra biçilecek duruma gelirler. Bu uzun süre zarfında; kışın karın altında kalan ve ilkbaharda da bahar yağmuru alan bu tarlalar yeşerir ve Temmuz – Ağustos aylarında hasat edilir.

        Daha önceleri hasat zamanında  tarlada ekin biçme işi ırgatlar  tarafından yapılmaktaydı. İnsan emeğine dayanan bu işlem de hayli zordur. Ekin biçme işi orak, kalıç denilen ekin biçme aletiyle yapılırdı. 

Daha sonraki zamanlarda ise ekinler erkekler tarafından tırpanla biçilirdi , ancak günümüzde birçok yerde biçer denilen (traktöre takılan ekin biçme aracı) aletle ekinler biçilmektedir . Köyümüzde hasat zamanı; arpa için Temmuzun on beşi, ekin için ise Temmuz sonu ve Ağustos başıdır.

 Tarlada biçilen ve bağ haline gelen bu ekinlerin evlere gelmesi için hayvanlar kullanılmaktadır.Bunlar Camız ve Öküzlerin çektiği kağnılardır. Hayvanların sırtlarına yapılan semere genellikle on altı veya on yedi bağ sap yüklenir. ( Bu sayı eşek için on üç veya on dörttür ) Çünkü bu sayılar bir hayvanın getirebileceği uygun sayılardır. Bu bağların hayvanlara yükleniş şekilleri de ilginçtir. Bağcı semerin sağ yanındaki cağa dört tane bağı, kendir denilen bir iple sarar. Aynı işlemi semerin sol yanındaki cağa da uygular. Daha sonra semerin ortasında kalan yere ( buraya üste denir ) iki tane bağı yerleştirir. Sağ yandaki kendir bu iki bağın üstünden sola atılır. Sol yandaki kendir de yine üsteyi saracak şekilde soldan sağa atılır. Karşılıklı atılan bu ipler sıkı bir şekilde çekilerek bağlanır. Daha sonra sağ cağa üç bağ daha bağlanır. Aynı işlem sol cağa da yapılır. Böylece on altı bağ hayvanın götürürken yıkmayacağı bir şekilde yüklenir. Hayvanın sapı yememesi için de ağzına burun delikleri açık olan torba takılır. ( Genellikle at, eşek ve katır kullanılır ) Sapı tarladan evlerin harmanlarına götüren kişiye de sapçı denir. Toplanan bu hasatlar evlerin harman denilen yerlerine yığılırdı. Bu işlem bittikten sonra ise ekin başakları, eski zamanlarda düven, harman makinesi; günümüzde ise patozla birbirinden ayrılır.

yüzünde keskin çakmak taşları dikine çakılı bulunan, kızak biçiminde Düven "harmanda ekinlerin sapı ve tanelerini (buğday, arpa, mercimek vs) ayırmak için kullanılan, önüne koşulan hayvanlarla çekilen, alt yaraç" olarak tanımlanmaktadır.Şimdiki zamanda ise bu hasat işlemi tarlada yapılmaktadır. Biçer tarafından biçilen ekinler belli bir yerde yığın olarak toplanır ve orada patoza verilir . Bağlama işlemi ve sap çekme işi artık çok azalmıştır.Patoza verilen ekinler buğday, saman ve çöp olmak üzere ayrılır. Patoz verilirken buğdayı elekten almak için bir kişi görevlendirilir. Bu kişi buğdayı çuvallara doldurur. Traktörlerle samanlar ve çuvallara konulan buğdaylar evlere getirilir. Buğday; tohumluk, un, bulgur, düğürcek gibi işlerde kullanılmak üzere ayrılır. Saman ise küçükbaş ve büyükbaş hayvanların kışlık yiyeceği olarak samanlıklarda depolanır .

 Kaynak: Ödek Köyü Web Sitesi  www.odekkoyu.com